Spor

Okçuluğun Yükselen İsmi: Mustafa Buğra Çoban

Okçuluğun Yükselen İsmi: Mustafa Buğra Çoban

Tahsin KEMER / ANKARA

Türkiye Okçuluk Şampiyonası’nda, olimpiyat altın madalyası sahibi Mete Gazoz’u mağlup eden Mustafa Buğra Çoban son dönemde adından çokça bahsettiriyor.  Dört Türkiye Şampiyonluğu bulunan Çoban, Klasik Yay Erkeklerde ilk 10 içerisinde yer alıyor.

Mustafa Buğra Çoban’ın okçuluğa başlama serüveni çocukluğunda meydana gelen dikkat dağınıklığı problemi ile başladı. Ailesi ile psikoloğa giden Çoban’a psikolog, dikkat dağınıklığından kurtulması ve derslerinde başarılı olması için okçuluk sporunu önerdi. İlk dönemler eğitimine odaklanması için başladığı bu spor daha sonra hayatının merkezine yerleşti. Okçuluğa başladıktan yalnızca üç ay sonra ise Çoban, 13-14 yaş grubunda Ankara Şampiyonluğu ile ilk derecisini kazandı. Devam eden süreçte Çoban, ailesinin de isteğiyle okçuluk sporunu profesyonel olarak yapmaya başladı. Eğitimini de aksatmadan liseye giriş sınavına hazırlandığı dönemde 13-14 yaş milli takımının oluşacağı Türkiye Şampiyonasına hazırlandı. Çoban, bu süreçte hem liseye giriş sınavında yüzde 3’lük dilime girdi hem de Türkiye Şampiyonu oldu.

Okçulukta Antrenman Mükemmelleştirmez, Geliştirir

Okçuluk sporunda başarının sırının iyi ve verimli antrenman olduğunun altını çizen Mustafa Çoban, “Ailemden de bir yatkınlık denebilir ama bizim sporda belli bir şey vardır. Sporda ne kadar çok çalışırsanız, doğru çalışırsanız ve isterseniz sonuç aynı şekilde etkilenir yani bu üçü doğru orantılıdır. Yarışmalara hazırlık dönemimde 7,8 saat, yarışma döneminde ise 12 saat antrenman yapıyordum. Çünkü okçuluk sporu nankör bir spor. Gelişim için uzun mesailer istiyor. Bir söz vardır antrenman mükemmelleştirir diye bizim sporumuzda daha çok antrenman geliştirir prensibi hakimdir. Antrenman geliştirecektir ve bu sizin duygu durumunuza göre değişir. Ne kadar iyi hissediyorsanız ne kadar iyi yapıyorsanız antrenman da sizi geliştirir” dedi.

 “Büyüdüğümüzde Rakip Olabileceğimizi ve Geçebileceğimizi Anladık”

Yarı finalde olimpiyat şampiyonu Mete Gazoz’u mağlup ederek kazandığı Türkiye Şampiyonluğunu anlatan başarılı okçu, “Bizim Mete abi ile daha önce yarıştığımız yarışmalar olmuştu. İlk göz önüne çıkması 2022’nin Ekim ayında gerçekleşen Türkiye Kupası Finalleri’nde olmuştu. Ancak ben o Türkiye kupası finallerine gelmeden önce Mete abi ile 2022’nin Fetih Kupası’nda karşılaşmıştım yine yarı finaldi ve yarışmayı ucu ucuna 6-4 kaybetmiş ve bronz madalya almıştım.  Bu sefer ise tersi gerçekleşti. O dönem Mete abinin olimpiyat şampiyonluğu ve üst düzey başarıları küçükken bizim gözümüzü korkuturken büyüdüğümüzde rakip olabileceğimizi ve geçebileceğimizi anladık.” dedi.

“Sonuçlar Elime Geldiğinde Mete Gazoz’u Yenmiş Olarak Görünüyordum”

Sözlerine Mete Gazoz ile karşılaştığı maçtaki duyguları ile devam eden Çoban, “Şöyle söyleyeyim hiçbir şey hissetmedim. Duygu yoğunluğundan başka bir şey hissetmedim. O yarışmada kişiden ziyade sadece bir madalya istiyordum.  Yani kendime verdiğim bir sözdü, bu yarışı kazanacağım şeklinde ilerliyordu ama yarışma bittikten sonra sonuçlar elime geldiğinde Mete Gazoz’u yenmiş olarak görünüyordum. O ana kadar pek isim önemli değilken o andan sonra önemli hale geldi. Benim görüşüm madalyayı almaktan ziyade yapabileceğimin en iyisini yapmaktı. O yarışmalara gitmeden önce son birkaç Türkiye şampiyonasında Mete Gazoz’u yenmeden önce üç Türkiye Şampiyonası daha geçirdik ve ben üçünü de altın madalya ile tamamladım. Bu üst üste gelen dördüncü Türkiye Şampiyonluğu’ydu, ben kafamda kendimi kodlamıştım. Sadece bir hedef vardı önümde ve bu hedef için önüme geçmem gerekiyordu. Mete abi ise amiyane tabirle bu engellerden birisi oldu. Ancak yendikten sonra bir olimpiyat şampiyonunu, aktif olarak Türkiye’nin en iyi okçularından birisini yenmek hem statünüzü arttırıyor hem de hedeflerinizi konumlandığınız yer biraz daha artıyor” ifadelerini kullandı.

Yaşın Sadece Bir Sayı Olduğu Spor Dalı Okçuluk

Çoban, okçuluk sporunda yaşın diğer spor dallarında olduğu gibi önemli bir etmen olmadığını vurgulayarak, “Bu spor, futbol veya basketbol gibi bir spor değil. Yapmanız gereken çizgiye geçip ok atmak ve kendinizi adamak. Bu işe isterseniz 80 yaşında olun isterseniz 10 yaşında olun aynı performansta ok atabilirsiniz. Kulübümüz sporculardan Menderes Üner var kendisi eski gazetecidir, 60 yaşına geldi ve hala rekabetçi bir şekilde ok atıyor” şeklinde konuştu.

Mustafa Buğra Çoban’ın hocası ve Yıldırım Okçuluk İhtisas Kulübü Başkanı Cengiz Yıldırım da kulübün son yıllardaki yükselen grafiği ve Mustafa’nın başarılarını değerlendirdi.

“Mustafa Buğra Çoban’la Dikkat Çektik”

Yıldırım Okçuluk İhtisas Kulübü’nün, Mustafa Buğra Çoban’ın Mete Gazoz’u yenmesiyle dikkat çektiğini belirten Yıldırım, “Son dönemde yıldızı parlayan spor branşından biri olan okçuluk 2013’ten itibaren ülkemizde bir ivme kazandı. Özellikle sayın Bilal Erdoğan’ın bu işe girmesiyle ve özel kulüplerin sayısının arttı. Biz şu an Türkiye’nin üçüncü veya dördüncü özel kulüplerinden biriyiz. Bizler birer lokomotif olduk ve yetiştirdik. Milli takımımızdaki hocalarımız da onları son hamlelerini yapmak üzere dünya şampiyonlarına, olimpiyatlara götürdüler. Kulübümüz özelinde biz 2011 yılında kurulduk, yedi tane milli sporcu yetiştirdik. Avrupa şampiyonu ve üçüncüsü çıkardık, Mustafa Buğra Çoban’la dikkat çektik.  Çünkü Mustafa’nın beş milli sporcuyu ve olimpiyat şampiyonu Mete Gazoz’u  yenip, Türkiye şampiyonu olmasıyla gündeme geldik. Onun haricinde başarılı birçok sporcumuz tesisimiz buna imkân sağlıyor. Türkiye’nin üçüncü en büyük ve modern tesislerinden birine sahibiz. Bizim amacımız ticari bir kaygı olmadığı için bu ay yıldızlı bayrağın hak ettiği yerde ve sürekli kürsüde olmasını istediğimiz tarzda sporcu yetiştiriyoruz” dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu